Şaka değil, “Bize adam gibi mafya lazım”.
Madem yolsuzluğu, kapkaçı, hırsızlığı önleyemiyoruz.
Madem dekman oynayacak yaştaki çocuklar bellerinde silah adam kaldırıyor, sokak ortasında çatışıyor yol vermedin diye adam vuruyor.
Madem çarşı pazarda alışveriş etmeye korkuyor, arabamızı parketmekten çekiniyor hatta sokağa çıkmaktan ürküyoruz, o zaman adam gibi mafya olsun.
Çünkü “Adam gibi Mafya”nın bir kuralı, görgüsü raconu olur.
Çünkü adam gibi mafya olursa her mahalledeki 3-5 zibidinin kurduğu çeteler olmaz.
Adam gibi mafyanın sokaktaki vatandaşla işi olmaz, kapkaç yapmaz, ırza geçmez, eve girmez.
Adam gibi mafya kentin güvenliğinden sorumlu olur. Kuş uçsa haber alır.
Mafyadan habersiz silah satılmaz, uyuşturucu alınmaz, orospuluk yapılmaz.
Adam gibi mafya magazin malzemesi olmaz, film çevirmez, çevirttirmez,
Adam gibi mafya, adam gibi giyinir, adam gibi yer içer.
Madem ki çoluk çocuğun elinde oyuncak olduk. Madem ki devlet aciz, müptezeller arsız, sorumlular yüzsüz; o zaman “adam gibi mafya olsun”
Sonrası allaha emanet.
-
Bize ADAM Gibi Mafya Lazım
@ 17.02.2006 – 13:34:51
-
Bu Nasıl Doçent?
@ 15.02.2006 – 14:31:50
İnternette kimin yazdığı belli olmayan bir posta dolaşmaya başlamış. Güya Londra'da dolaşan bir vatandaşımız bir meydanda imza toplandığını görünce yanaşıp bakmış. Bir takım insanlar Apo'nun serbest bırakılması için imza kampanyası açmışlar. İlginç olan ise, kampanyanın sponsoru Seeven&Eleven zinciriymiş. O da bir mail yazıp; "sakın ha bu zincirlerden alışveriş etmeyin, zaten bunların kurumsal renkleri de sarı, kırmızı, yeşil" demiş.
Asıl komedi bundan sonra başlıyor. Bu maili alan bir doçentimiz de (Doçente bak) kopyalayıp sağa sola atmış. Makina da altına otomatik olarak imzasını koyunca, sanki bu kadıncağız olayın görgü şahidiymiş gibi olmuş.
Böyle bir haberi ciddiye alan Hürriyet te (Gazeteye bak) yayınlamış.
Doçentimiz panikleyip haberi tekzip etmiş.
Be güzel kardeşim, senin işin gücün yok mu bu saçma sapan postaları dağıtıyorsun.
Bu kuruluş itirafından sonra senin hakkında "ticari kayba uğradım, İtibarım zedelendi" diye dava açsa haksız mı?
Sen bu memleketin okumuş yazmış bir ferdi olarak, kanıt diye bir şey duymadın mı?
Çamur at izi kalsın mantığının bu ülkede nelere yol açtığını bilmez misin?
Bütün bunlar bunlar bir yana, Türkiye'deki Seven&Eleven'ların sahibinin Tansu Çiller olduğunu da mı duymadın?
Baltayı taşa vurdun vesselam.
-
İsviçreliler Linç' i ne bilsin.
@ 15.02.2006 – 14:19:59
Öyle bir ülkeye gidiyorsunuz ki; kana susamış yobazlar 37 aydını diri diri yakmış, yanık et kokularının yükseldiği alevlerin önünde zafer naraları atmışlar.

Öyle bir ülke ki; hükümete seslerini duyurmak için basın açıklaması yapan insanlar mersin’de Adapazarı’nda, Trabzon’da, Rize’de linç edilmeye kalkılıyor, karakola veya polise sığınan insanlar öldüresiye dövülüyor.

Öyle bir ülke ki; Yüzlerce trafik magandası kendisine yol vermeyen sürücünün yolunu kesip kurşun yağmuruna tutuyor.
Öyle bir ülke ki; düğünde bile silah atıp kendi yakınlarını öldürüyor.
Ülkede bütün bunlar olup biterken duymazdan, görmezden gelenlerin İsviçre’ lileri suçlamaya hakkı olabilir mi?
Siz olsanız korkmaz mısınız?
Sizin çocuğunuz, anneniz, babanız endişelenmez mi?
Siz olsanız kaçmaz mısınız?
Adana’lı kabadayı ve çetesi hepimizi bir korku tuneline sürüklemedi mi?
Şunu anlayın artık; pisliklerinizi halının altına atma devri bitti. Takkıye devri de. Bundan böyle ya kendi isteğinizle yola geleceksiniz ya da zorla.
Tercih sizin. -
TavÅan Atlet
@ 15.02.2006 – 14:16:23
Nedir bu Tavşan Atlet?
Atletizmde sık sık duyduğumuz bu "tavşan atlet" nedir bilen var mı? Yani tavşan atlet kimdir, neyin nesidir? Neden yarışmak yerine tavşan olmayı seçer? Bu işi para için mi yapar? Tavşan atlet nasıl bulunur? Para için tavşan oluyorsa, o atletin ülkesi vatandaşı ne der? Bizim herhangi bir atletimiz tavşan olsa biz ne deriz? -
Zafer Yolu
@ 15.02.2006 – 14:01:40
Dün akşam Zafer Yolu diye bir film seyrettim. Sinema adına pek beğenmedim doğrusu. 3 Oscar ödüllü olduğu yazıyordu kapağında. Buna da şaşırdım. Öyle Oscarlık bir oyun göremedim. Amerikan iç savaşı ve bu savaş sırasında oluşturulan zenci alayının gerçek öyküsü imiş. Senaryo açısından da eksikleri vardı. Yine de adamlara özenmemek elde değil. En basit bir hikayeyi bile kendi açılarından anlatmasını beceriyorlar. Biz Kurtuluş savaşı veya Çanakkale hakkında doğru dürüst bir film yapamadık. Hala eften püften filmlerle uğraşıp duruyoruz. Sinemanın bu hali içimi acıtıyor doğrusu.
